1-Bir sabah Buda bir köye gelir. Köye girerken birisi ona, “Ben Yüce’ye inanan bir kişiyim” der, “lütfen bana Tanrı’nın var olup olmadığını söyle.”
Buda çok kesin bir tavırla, “Tanrı yoktur” der. “Hiç bir zaman olmadı, hiç bir zaman da olmayacak. Sen neler saçmalıyorsun?” Adam yıkılır, ama işte ortam yaratılmıştır..
Öğleden sonra başka bir adam Buda’ya gelir ve “Ben ateistim” der, “Tanrı’ya inanmam. Gerçekten Tanrı var mı? Ne dersin?”
Buda, “Yalnız Tanrı vardır, ondan başka da bir şey yoktur.” der. O adam da yıkılır.
Akşam olduğunda üçüncü bir adam gelir ve Buda’ya, “Ben bir agnostikim” der, “Ne inanıyorum, ne inanmıyorum. Ne dersin? Bir Tanrı var mı?”
Buda hiç bir şey söylemez. Adam yıkılır.
Ama Buda’nın hep yanında dolaşan bir rahip olan Ananda daha da fazla yıkılmıştır. Sabahleyin Buda “Tanrı yoktur” dedi, öğleden sonra, “Olan yalnız Tanrı’dır” dedi, akşam ise sessiz kaldı. O gece Ananda Buda’ya, “Uyumadan önce lütfen sorumu yanıtla” der, “Bütün huzurumu kaçırdın! Aklım o kadar karıştı ki, ne düşüneceğimi bilemez oldum! O saçma ve çelişkili yanıtların anlamı neydi?”
Buda, “O yanıtların hiç biri sana verilmedi. Neden onları dinledin?” der. “Onlar o soruları soranlara verildi. Ama yanıtların seni rahatsız etmesi iyi bir şey. Senin yanıtın da bu.” der.
2-Cennetteki bahçelerin birinin içinde bir kuyu varmış. O normal bir kuyu değilmiş, kuyunun içinde bir cehennem varmış -gerçek bir cehennemmiş.
Kuyu içinde su yokmuş, ateş varmış, durmaksızın yanan bir ateş kuyusuymuş. Onun dibi oldukça kalabalık insanlarla doluymuş, onlar durmadan “yardım” isteyerek bağırıyorlar ve acı acı inliyorlarmış.
Bir gün, bir Buda tek başına bu kuyunun kenarında otururken kuyudan çok kalın ve yüksek sesli bir bağırma sesi gelmiş. Buda, kuyu içine bakmış, diğer kişilerin üzerinde basarak yukarıya var gücüyle bağıran şişman bir kişi görmüş. O kişi, “Büyük merhametli Buda’sınız, beni kurtarın lütfen, çok acı çekiyorum! Sadece siz beni anlayabilirsiniz. Beni bırakmayın. Lütfen beni kurtarın!” diye Buda’ya yalvararak bağırıyormuş.
Buda onu tanıyormuş. Onun adı Gan Dado’ymuş, ölmeden önce sayısız kötülükler yapmış ve öldükten sonra cehenneme düşmüştü.
Buda, Gan Dado’ya, “Gan Dado, sen o kadar fazla kötülük yapmışsın, ben nasıl seni kurtarabilirim… Ah, dur bir dakika, bir şeyi hatırladım: Bir gün, yolda yürürken küçük bir örümceğin ayağının altında kaldığını gördün ve tam olarak onu basarak öldürmek istediğinde, birdenbire şefkatli zihnin çıktı ve ‘Bu küçücük bir örümcek de bir yaşamdır, onu öldürmemeliyim.’ diye düşünerek o örümceğin hayatını kurtardın. Bu çok ufak bir olay olmasına rağmen, senin yaptığı bir iyilik sayılır. Bu iplik gibi incecik merhametli zihne sahip olduğundan, o küçük örümceğin gücü seni cehennemden kurtaracak!” demiş.
Derken çok ince, uzun ve parlak gümüş renkli bir örümcek ağını kuyunun ağzından aşağıya doğru atmış. Gan Dado, denize düşen birinin aniden bir kurtarma gemisi görmesi gibi, sıkıca ağı tutup tüm gücü ile yukarıya tırmanmaya çalışmış. Gan Dado yukarıya tırmanmaya çabalarken, elindeki ağın çok fazla sallanmakta olduğunu hissetmiş ve aşağıya baktığında, cehennemdeki bir sürü kişinin de aynı ağı tutarak onun gibi yukarıya tırmanmaya çalıştığını görmüş. Bunu görünce, Gan Dado bütün kuvvetiyle onlara, “Alçak herifler, hepiniz alçaksınız! Bu örümcek ağı sadece bana ait ve bu, merhametimden dolayı Buda’nın bana verdiği bir ödül. Eğer tırmanmaya devam edersiniz, bu ağ kopabilir. Tırmanmanıza izin veremem, çabuk bırakın ve defolun! Hepiniz alçak heriflersiniz, ahlaksızlar! Bana ait bir şeyi paylaşmak istiyorsunuz, rüyada görsünüz!” diye bağırmış.
Fakat Gan Dado ne kadar bağırsa bağırsın, aşağıdaki insanlar hala deli gibi ağı çekerek yukarıya çıkmaya devam ediyorlarmış. Bu insanlar yaşarlarken de kendileri dışında hiç kimseyi düşünmeyen insanlarmış, şu anda cehenneme düşmüş olmalarına rağmen bile hala başka kişileri düşünmüyorlarmış.
“Sizi gidi kötü insanlar, hepiniz defolun…” diye bağırırken, Gan Dado birden cebinden bir bıçak çıkartıp ayaklarının altındaki ağı hızlı bir şekilde kesmiş.
Aşağıdaki herkes kuyunun dibine düşmüşler ve bir sürü kişinin acı feryatları duyulmuş. Gan Dado bu görüntüyü görünce çok mutlu olmuş ve hoşnut bir şekilde kahkaha atmaya başlamış.
Fakat tam o anda, örümcek ağı birden kopmuş ve Gan Dado da bağırarak aşağıya ağır bir şekilde cehennemdeki diğer kişilerin üstüne düşmüş.
“Yardım edin! Beni kurtarın! Kaderim ne kadar kötü! Lütfen biraz merhametli olun…” diyen Gan Dado’nun bağırışı hala yankılanıyormuş ve sesi hala çok yüksekmiş.
Buda o kuyudan ayrılmış, çünkü Gan Dado’yu kurtarabilecek başka bir yol yokmuş.
Gan Dado’nun geçmişte merhametli bir zihni ona cehennemden kurtulabilme şansı vermiş, fakat o daha sonraki kötü zihni yüzünden tekrar cehenneme düşüp acı çekmek zorunda kalmış. İşte bu yüzden, yaşamak veya ölmek aslında sadece iyi veya kötü bir zihin ile belirlenmektedir.
KONULAR İLETİŞİM
Ama işte 85′indeyim ve biliyorum
Eğer hasta olmak istemiyorsan, duygularını anlat!.
DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİŞTİRİRSENİZ, KADERİNİZİ DE DEĞİŞTİRİRSİNİZ…
Şişkinliğe yol açtığı bilinmeyen 7 beslenme alışkanlığı


